Ceza yargılamasında temyiz kanun yolu, Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairelerinin bozma kararı dışında kalan hükümlerinin hukuki yönden denetlenmesini sağlayan olağan bir kanun yoludur. İstinaf mahkemelerinin Türk yargı sistemine dâhil olmasıyla birlikte, ceza yargılaması fiilen üç dereceli bir yapıya kavuşmuştur. Bu yeni anlayış uyarınca istinaf mahkemeleri hem maddi vakıa denetimi yani “vakıa denetimi” hem de hukukilik denetimi yaparken, bir temyiz mercii olan Yargıtay kural olarak yalnızca “hukukilik denetimi” ile sınırlı bir inceleme gerçekleştirmektedir. Hukukilik denetimi, en yalın haliyle bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması olarak tanımlanan hukuka aykırılık hallerinin tespiti ve giderilmesi sürecidir. Temyiz mahkemesi, önüne gelen uyuşmazlıkta ilk derece mahkemesinin veya istinaf dairesinin delillerle doğrudan temas kurarak ulaştığı maddi bulguları yeniden takdir etmez; ancak bu kuralların olaya uygulanmasında hukuki bir hataya düşülüp düşülmediğini sorgular.
Buna karşın, Yargıtay’ın yaptığı hukukilik denetiminin maddi sorundan tamamen kopuk olduğunu düşünmek akademik ve pratik açıdan isabetli olmayacaktır. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, bir maddi ceza normunun hukuka uygun şekilde tatbik edilebilmesi için, o normun temelini oluşturan maddi olayın doğru ve eksiksiz tespit edilmiş olması şarttır. Eğer istinaf mahkemesinin maddi vakıa konusundaki kabulü akla, mantığa, genel hayat tecrübelerine veya bilimsel kaidelere açıkça aykırıysa, Yargıtay bu vakıa tespitlerindeki hukuka aykırılıkları da denetleyebilir. Bu bağlamda, sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Dolayısıyla ceza yargılamasında temyiz kanun yolu denetimi, normun olaya uygulanması için sunulan gerekçelerin hukuki dayanak oluşturup oluşturmadığını da kapsayan derinlikli bir inceleme faaliyetidir.
Temyiz Edilebilen ve Edilemeyen Kararlar ve Kesinlik Sınırı
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışındaki hükümleri temyiz edilebilir olsa da, yargılama sürecinin süratle sonuçlandırılması ve usul ekonomisi ilkesi gereği bazı kararlar temyiz denetimine kapatılarak kesinlik sınırı belirlenmiştir. Ceza yargılamasında temyiz kanun yolu nda Genel kural olarak, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar ile hapis cezasından çevrilenler hariç miktarı ne olursa olsun adli para cezaları temyiz edilemez. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan istinaf kararları da temyiz kanun yolu dışında bırakılmıştır. Bu düzenlemelerin mantığı, nispeten daha hafif nitelikteki cezaların istinaf denetiminden geçmesiyle hukuki kesinliğin sağlandığı kabulüne dayanmaktadır.
Ancak kanun koyucu, ceza miktarı kesinlik sınırı altında kalsa bile bazı suç tiplerinin anayasal haklar ve kamu düzeni açısından taşıdığı önem nedeniyle ceza yargılamasında temyiz kanun yolu müessesesini bu suçlar için her koşulda açık tutmuştur. Örneğin; hakaret, halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit, suçu ve suçluyu övme, Cumhurbaşkanına hakaret veya terör örgütü propagandası gibi suçlar, hükmedilen ceza miktarına bakılmaksızın temyiz denetimine tabidir. Bir diğer husus ise, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararını kaldırarak sanığın beraatine hükmeden istinaf mahkemesi kararlarının temyize açık olmasıdır. Yargıtay’ın bu yaklaşımı, hak arama özgürlüğünün bir uzantısı olarak asıl olanın kanun yolunun açıklığı, kapalı olmasının ise istisnai olduğu prensibine dayanmakta ve istisnai normların genişletici şekilde yorumlanmasını reddetmektedir.
Temyiz İncelemesi Sonucunda Verilen Kararlar ve Bozmanın Etkisi
Ceza yargılamasında temyiz kanun yolu incelemesi sonucunda Yargıtay, temyiz incelemesi neticesinde istinaf mahkemesi hükmünü hukuka uygun bulursa temyiz isteminin esastan reddine karar verir. Bu kararla birlikte olağan kanun yolları tükenir ve hüküm kesinleşerek infaz aşamasına geçilir. Öte yandan, kararda maddi sorun açısından yeni bir araştırmayı gerektirmeyen basit yazım hataları veya hesap yanlışlıkları bulunması durumunda Yargıtay “düzelterek onama” yetkisini kullanabilir. Bu yetki çerçevesinde, örneğin kanun maddesinin numarasının yanlış yazılması, doğum tarihindeki hatalar veya yargılama giderlerindeki usulsüzlükler mahallinde yargılama yapılmaksızın temyiz mercii tarafından doğrudan giderilir.
Hükümde etkili nitelikte bir hukuka aykırılık saptanması halinde ise bozma kararı verilir. CMK’nın 289. maddesinde sayılan “hukuka kesin aykırılık halleri” temyiz dilekçesinde belirtilmemiş olsa dahi Yargıtay tarafından resen dikkate alınması gereken mutlak bozma nedenleridir. Mahkemenin kanuna aykırı teşekkül etmesi, savunma hakkının sınırlandırılması veya hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması bu kapsamdaki en ağır ihlallerdir. Bozma kararından sonra dosya, aykırılığın niteliğine göre ya ilk derece mahkemesine ya da istinaf dairesine gönderilir. Bu aşamada önemli bir fark ortaya çıkar: İlk derece mahkemeleri Yargıtay bozmasına karşı direnme hakkına sahipken, Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına karşı direnme yasağı öngörülmüştür. Son olarak, temyiz yalnızca sanık lehine ise, bozma sonrası kurulacak yeni hükümdeki ceza miktarının önceki hükümden daha ağır olamayacağı şeklindeki “aleyhe değiştirme yasağı” adil yargılanma hakkının sarsılmaz bir güvencesi olarak uygulanmaya devam eder.
Ceza yargılamasında temyiz kanun yolu sürecinin başlatılabilmesi için kanunda öngörülen hak düşürücü sürelere riayet edilmesi hayati önem taşır. 8. Yargı Paketi ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan güncel değişiklikler sonrasında, temyiz başvuru süresi kararın tebliğinden itibaren 2 hafta olarak belirlenmiştir. Temyiz başvurusu, hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır. Temyiz dilekçesinde, hükmün neden bozulması gerektiğine dair hukuki sebeplerin (temyiz nedenlerinin) açıkça ve somut bir şekilde gösterilmesi zorunludur. Temyiz süresinin kaçırılması veya dilekçede hukuki gerekçelerin yetersiz sunulması, başvurunun doğrudan reddedilmesine yol açacağından, dosyanın temyiz aşamasında bir avukat ile takip edilmesi hukuken daha sağlıklı olacaktır. Ceza yargılamasında temyiz kanun yolu başvurusu ile ilgili ayrıca bizimle iletişim‘e geçebilirsiniz.
Ceza yargılamasında temyiz süresi kaç gündür?
Yargı Paketi ile CMK’da yapılan değişiklikle birlikte temyiz başvuru süresi, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta olarak belirlenmiştir.
Hangi cezalar temyiz edilemez?
İlk derece mahkemelerinden verilen 5 yıl veya daha az hapis cezalarına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar ile hapis cezasından çevrilenler hariç tüm adli para cezaları kural olarak temyiz edilemez.
Aleyhe değiştirme yasağı nedir?
Temyiz başvurusu yalnızca sanık lehine yapılmışsa, Yargıtay’ın bozma kararı sonrasında yeniden yapılacak yargılamada verilecek ceza, ilk cezadan daha ağır olamaz.