Dolandırıcılık suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 157. maddesinde; “hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak” şeklinde tanımlanmıştır. Bu suç tipiyle korunan temel hukuki yarar, birincil olarak kişinin malvarlığı hakkı iken, ikincil olarak hile ile iradesi sakatlanan mağdurun irade özgürlüğü ve toplumdaki güven/iyiniyet ortamıdır..

Suçun oluşması için failin sergilediği hileli hareketlerin mağduru aldatabilecek nitelikte olması ve bu aldatma sonucunda mağdurun (veya bir başkasının) malvarlığında bir azalma (zarar) meydana gelirken, failin (veya bir başkasının) haksız bir menfaat temin etmesi şarttır.

Hile (Aldatma) Unsuru: Nitelikli Yalan ve Denetim İmkânı

Dolandırıcılık suçunda en temel unsur hiledir. Ancak ceza hukuku anlamında her yalan hile teşkil etmez. Yargıtay ve doktrine göre hile, “nitelikli bir yalan” olmalıdır. Bir yalanın hile boyutuna ulaşabilmesi için belli bir ağırlık, yoğunluk ve ustalık barındırması; mağdurun denetleme/inceleme olanağını ortadan kaldıracak güçte bir “sahneye koyma”  içermesi gerekir.

Yargıtay’ın yerleşik kriterlerine göre, mücerret (yalın) yalan, dolandırıcılık suçunun oluşması için yeterli değildir. Eğer mağdur, failin yalanını basit bir inceleme veya mevcut aleni kayıtları (örneğin tapu veya trafik tescil kayıtlarını) kontrol ederek ortaya çıkarabiliyorsa, denetim imkânı ortadan kalkmadığı için suçun yasal unsurları oluşmuş sayılmaz. Hilenin aldatıcı niteliği her somut olayda; mağdurun eğitimi, tecrübesi ve içinde bulunduğu subjektif şartlar göz önünde bulundurularak “olaysal” olarak değerlendirilmelidir.

Dolandırıcılık Suçu ile Hukuki İhtilaf Ayrımı

Yargılamalarda en sık karşılaşılan durumlardan biri  meselenin bir “suç” değil, alacak-borç ilişkisinden kaynaklanan bir “hukuki ihtilaf” olduğudur. Bu ayrımda en kritik kriter kastın başlangıçta var olmasıdır. Dolandırıcılık suçundan bahsedebilmek için, failde aldatma ve menfaat temini kastı, hileli hareketten önce veya en geç hareket esnasında mevcut olmalıdır.

Eğer taraflar arasında önceden kurulmuş, hileye dayanmayan meşru bir hukuki ilişki veya borç mevcutsa ve fail borcunu sonradan ödeyememişse, burada dolandırıcılık suçu oluşmaz; zira zarar hileli bir davranışın sonucu olarak doğmamıştır.. Kastın malın tesliminden sonra oluşması hali “güveni kötüye kullanma” suçunu oluşturabilirken, dolandırıcılıkta malın teslimini sağlayan şeyin bizzat başlangıçtaki hileli kurgu olması şarttır.

Nitelikli Dolandırıcılık (TCK 158)

Suçun daha ağır ceza gerektiren halleri TCK’nın 158. maddesinde gruplandırılmıştır:

  1. Dini İnanç ve Duyguların İstismar Edilmesi (158/1-a): Dinin, büyü, muska, “Alevi dedesi” gibi sıfatların veya hayır yapma hislerinin aldatma aracı olarak kullanılmasıdır.
  2. Tehlikeli Durum veya Zor Şartlardan Yararlanılması (158/1-b): Mağdurun hastalık, kaza, doğal afet gibi başkasına güvenmeye muhtaç olduğu çaresiz anlarından faydalanılmasıdır.
  3. Bilişim Sistemlerinin, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması (158/1-f): İnternet siteleri (Letgo, sahibinden.com vb.) üzerinden sahte ilan verilmesi veya bankaya ait çek, dekont gibi maddi varlıkların hilede vasıta kılınmasıdır 69-77. Bankanın sadece “ödeme aracı” olarak kullanıldığı hallerde bu nitelikli hal uygulanmaz.
  4. Kamu Görevlileriyle İlişkisi Olduğundan Bahisle İşlenme (158/2): Failin, kamu görevlileri nezdinde hatırı sayıldığını ileri sürerek belli bir işi (tahliye sağlama, işe aldırma vb.) gördüreceği vaadiyle menfaat temin etmesidir.

Daha Az Cezayı Gerektiren Hal (TCK 159)

Dolandırıcılık eyleminin “hukuki bir ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla” işlenmesi durumunda, şikâyet üzerine altı aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur. Burada failin mağdurdan gerçek, meşru ve vadesi gelmiş bir alacağı bulunmalıdır..

Etkin Pişmanlık (TCK 168)

Failin, suçu tamamladıktan sonra bizzat pişmanlık göstererek mağdurun zararını gidermesi halinde kademeli indirim yapılır:

  • Soruşturma evresinde (dava açılmadan önce) zararın giderilmesi halinde ceza 2/3 oranına kadar indirilir..
  • Kovuşturma evresinde  zararın giderilmesi halinde ceza 1/2 oranına kadar indirilir.
  • Zararın kısmen giderilmesi durumunda etkin pişmanlık indiriminin uygulanabilmesi için mağdurun açık rızası şarttır.